« Önceki | Sonraki »

1/9/2007

Satürn halkalarının gizemi

Bilimadamları, Satür gezegeninin etrafındaki büyük halkalar sisteminin yapısını çözme yolunda önemli bir adım attı.LONDRA - Uzmanları, özellikle G halkası olarak adlandırılan halkanın yapısı şaşırttı. G halkası, Satürn’ün etrafındaki halkaların en dışında yer alanı. Halka, gezegenin merkezine 168 bin, en yakındaki uydusuna da 15 bin kilometre uzaklıkta.
Bilimadamları, yakınlarında bu halkayı oluşturan bu toz parçacıklarını bir arada tutacak manyetik alanı olan bir uydu olmadığı için, halkanın dağılması gerektiğini düşünüyordu.

Ancak Cassini uzay aracıyla yapılan gözlemler sonucu, halkanın Satürn’ün en uzaktaki, en büyük uydusu olan Mimas’la etkileşim halinde olduğu ve bu uydunun yarattığı manyetik alanın halkayı bir arada tuttuğu anlaşıldı.

Amerikan Uzay ve Havacılık dairesi NASA, Avrupa Uzay Ajansı ve İtalyan Uzay Ajansı’nın ortak çalışması Cassini-Huygens uydusu sayesinde alınan veriler, bilimadamlarına G halkasıyla ilgili olarak daha önce hiç olmadığı kadar ayrıntılı araştırma imkanı verdi.
Bu veriler G halkasının yapısının diğerlerinden farklı olduğunu ortaya koydu.

Halkanın bütününe eşit olarak dağılan toz parçacıklarının yanı sıra, halkanın yaklaşık altıda birinin, büyüklüğü bir kaç santimetreden, bir kaç metreye kadar değişen buz parçalarından oluştuğu anlaşıldı.

1/9/2007

İlk Türk Astronot 2011'de Uzaya Çıkacak!

Daha önce ilk Türk astronotu 2014 yılında uzaya göndermeyi hedefleyen Hava Kuvvetleri Komutanlığı, bu tarihi 2011 olarak değiştirdi. Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın 100. kuruluş yıldönümü olan 2011'de ilk Türk astronotun uzayda olması hedefleniyor.Milli Güvenlik Kurulu tarafından kabul edilen “Ulusal Uzay Araştırmaları Programı”na (UUAP) göre ilk Türk astronotlar Türk Hava Kuvvetleri pilotları arasından belirlenecek. Bu konuda özellikle ABD ile iş birliğine önem veren Türkiye, Avrupa Uzay Ajansı ile de yakın ilişkilerde bulunuyor. Türkiye ayrıca, Rusya, Çin ve Hindistan’ın uzay çalışmaları ile yakından ilgilenirken, BM Uzay İşleri Ofisi'de Türkiye’ye bu konuda her türlü desteği veriyor.
Hava Harp Okulu Komutanlığı bünyesinde kurulan Havacılık ve Uzay Teknolojileri Enstitüsü de uzay çalışmalarına katkı veriyor. Enstitüde 85 subay Uzay Bilimleri, Havacılık Mühendisliği, Elektronik Mühendisliği, Bilgisayar Mühendisliği ve Endüstri Mühendisliği Ana Bilim Dallarında eğitimlerini sürdürüyor.
Türkiye, uzay çalışmaları için 2014 yılına kadar toplamda 1 milyar 125 milyon YTL harcama yapmayı planlıyor.
Uzayda milli stratejinin oluşmasına büyük önem veren Hava Kuvvetleri Komutanlığı, bu amaçla ABD’nin Hava Kuvvetleri Teknoloji Enstitüsü ile uzay politikaları ve uzay hukuku konusunda uzmanlaşmış olan George Washington, Houston ve Old Dominion Üniversiteleri’nin eğitim programlarına personel gönderiyor. Buralarda eğitim alan Türk subayları, Havacılık ve Uzay Teknolojileri Enstitüsü’ne katkıda bulunuyor.

1/9/2007

Sera gazı salımını azaltmada uzlaşı


Viyana’da düzenlenen BM İklim Konferansı’na katılan 158 ülkenin temsilcileri, “atmosferi kirleten ülkelerin, sera etkisi yaratan gazların salımını sınırlandırmalarının sağlanmasını” amaçlayan anlaşmayı kabul etti.

Anlaşmada, “sanayileşmiş ülkelerin gaz salımını 2020’ye dek, 1990’daki düzeyinin yüzde 25 ila 40’ı arasında azaltmış olmalarının sağlanması” hedefleniyor.

Kanada, Japonya ve Rusya gibi ülkelerden gelen itirazları aşmak için bu gece yoğun biçimde çalışan heyetler, sonuçta belirli bir mutabakata ulaştı. İtiraz eden ülkeler, salınım düzeylerinin net olarak belirlenmesine karşı çıkıyor ve konferansın, ucu daha açık bir sonuca ulaşmasını istiyorlardı.

2020 için belirlenen hedef bağlayıcı değil, ancak bu hedefin konması, sanayileşmiş ülkeler için önemli bir uluslararası uyarı niteliğine sahip. Uzmanlara göre ülkeler için konan sınırlar, Endonezya’nın Bali Adası’nda aralık ayında düzenlenecek olan uluslararası iklim zirvesi için de iyi bir kılavuz olacak.

Bali’de, sera gazlarının azaltılmasını amaçlayan 1997 tarihli Kyoto Protokolü’nün sona ereceği 2012 yılından sonrasına ilişkin yeni bir uluslararası anlaşmanın imzalanması bekleniyor. Kyoto Protokolü, 35 sanayileşmiş ülkenin, sera etkisi yaratan gaz emisyonlarını 2012 yılında, 1990’a göre yüzde 5 oranında azaltmış olmaları koşulunu getiriyor.

Çevreci gruplar, bu gazların yol açtığı küresel ısınma sonucu yeryüzünün ortalama sıcaklığının 2 derecenin üzerinde artmasının, büyük felaketleri getireceği uyarısı yapıyor. Sera gazı salımının azaltılmasının, 2020 yılında, 1990’daki düzeyinin yüzde 30’unun altında kalması durumunda dünyanın hastalıklarla, su sıkıntısıyla ve sefaletle boğuşacağı vurgulanıyor.

AB şimdiden, 2020 yılında yüzde 20’lik bir azaltmayı sağlayacağını taahhüt etmiş durumda. AB, diğer sanayileşmiş ülkelerin de katılımı durumunda 2020 için ek bir yüzde 10’luk hedef daha belirleyerek, 1990’a göre yüzde 30’luk bir azaltmaya gideceğini de ilan etmişti.

1/9/2007

Çin ve Japonya’nın uzayda sıcak yarışı

Soğuk savaş döneminden bu yanaki en sıcak uzay yarışı, Asya’nın en büyük iki gücü olan Japonya ve Çin arasında görülüyor.

Japonya, Amerikan Apollo uzay mekiğiyle insanın ilk kez Ay’a ayak basmasından bu yanaki en büyük projenin sahibi olduğunu iddia ediyor. Çin de çalışmalarının insanlı Ay’a yolculuklarının yolunu açacağı umudunu dile getiriyor.

Ancak şu anki en büyük sorunun, bilimsel değil, ilk kimin uydularını fırlatarak kimin önce oraya gideceği olduğu yorumları yapılıyor.

Çin ve Japonya’nın ilk Ay çalışmalarını gelecek ay başlatmaları bekleniyor.

Japon Uzay Ajansı, geçen hafta, yıllardır uğraşılan teknik sorunların ardından, Ay uydusu Selene’nin 13 eylülde fırlatılmak üzere hazırlandığını bildirdi.

Çin’in de Chang’e-1 sondasını Eylül ayında fırlatmayı planladığı haberleri çıkarken, Pekin henüz bu konuda kesin bir tarih vermedi.

Ancak, Çin Ulusal Uzay Dairesi’nin internet sitesinde, uzay aracının ve aracı taşıyacak roket Changzheng 3 roketinin bütün testleri geçtiği, fırlatma bölgesinin inşasının bittiği kaydedildi.

Japon uzay ajansı yetkilileri, 276 milyon dolarlık Selene projesinin, ABD’nin, eski Sovyetler Birliği’ni geçerek Ay’a ilk inişi yaptığı Apollu programından bu yanaki en geniş kapsamlı program olduğunu söylüyor.

Selene projesinde, Ay’ın çevresinde yörüngeye bir ana uydu dışında biraz daha küçük iki uyduyla Ay’ın oluşumu ve evrimine ilişkin çalışma öngörülüyor.

Çin’in bugüne kadar 185 milyon dolar harcadığı programda Chang’e-1 uydusuyla da stereo kameralar ve X ray spektrometreler kullanılarak, Ay’ın yüzeyinin üç boyutlu haritası çıkarılacak. Pekin, bu çalışmalarının öncülüğünde 15 yıl içinde insanlı Ay çalışmalarını öngörüyor.

Tokyo da insanlı Ay çalışmalarını 2025’e kadar hedefliyor.

Öte yandan, Çin de Japonya da Ay uydularını ilk kimin fırlatacağını önemsemedikleri yönünde ifadeler kullanmaya çalışıyorlar.

Japon uzay ajansı yetkililerinden Yasunori Motogawa, “Bunu kazanma ya da kaybetme konusu yapmak istemiyorum. Ancak şuna inanıyorum ki, ilk kim fırlatırsa fırlatsın, Japonya’nın yürüteceği çalışma teknik olarak üstün. Hangisinin bilimsel gelişmelere yol açacağını göreceğiz” diye konuştu.

Diğer taraftan, Çin’in askeri uzay programının son yıllarda büyük sıçrayış yaptığına, 2003’te uzaya iki astronot gönderen ilk Asya ülkesi olduğuna, şimdiye kadar Rusya ve ABD dahil hiçbir ülkenin yapamadığı, eski bir meteoroloji uydusunu karadan orta menzilli füzeyle vurduğu bir deneyi yaptığına dikkat çekiliyor.

Japonya da yaklaşık 10 yıl süren çalışmalardan sonra Şubat ayında küredeki herhangi bir noktayı izleyebilen dört casus uydu ağını tamamlamıştı.

Asya’daki diğer bölgesel güçler olan Hindistan, Güney Kore, Malezya ve Tayvan’ın hepsinin uzayda uyduları bulunurken, Çin ve Japonya’nın Ay’la ilgili programları bugüne kadarki bölgedeki en iddialı uzay programları olarak dikkat çekiyor.

Uluslararası basında, Ay’ın keşfi için Çin’in üç aşamalı plan öngördüğü, bu yıl içinde Dünya’nın uydusuna Chang’e-1 yörünge aracını göndermesinin ardından 2012’de insansız bir sefer öngördüğü haberleri çıkmıştı. Aynı haberlerde ABD’nin Ay’a yeniden insanlı uçuş için 2020 yılını hedeflediği de yer almıştı.

1/9/2007

'SÜPER TREN' YOLA ÇIKTI

''17 Eylül Süper Ekspres Treni'', ilk seferini Bandırma'dan yaptı.

Balıkesir'in Bandırma ilçesi ile İzmir arasında artan yolcu talebinin karşılanması amacıyla karşılıklı olarak sefere konulan ''17 Eylül Süper Ekspres Treni'', ilk seferini Bandırma'dan yaptı.

TCDD İzmir 3. Bölge Müdürü Sebahattin Eriş, trenin sefere başlaması nedeniyle düzenlenen törende, demir yollarının her geçen gün yenilendiğini, hizmetin daha kaliteli hale geldiğini belirtti.

Ulaşımda radikal tedbirler alınmaması halinde bir ailenin her 17 yılda bir ferdini mutlaka bir trafik kazasında kaybedeceğini savunan Eriş, şunları söyledi: ''Şu anda, Türkiye'de ulaşım maalesef kara yollarının üzerine bir kabus gibi çökmekte. Hemen bir müjde vermek istiyorum, bu demir yoluna 2008 yılında sinyalizasyon eklemeyi planlıyoruz. Böylelikle bu hatta çok daha hızlı ve sık tren seferleri yapacağız.''

Bandırma-İzmir hattında karşılıklı olarak her gün bir sefer yapacak 17 Eylül Ekspresi saat 15.45'de Bandırma'dan, saat 16.00'da İzmir'den (Ulukent) hareket edecek. TVS 2000 Pulman, yemekli ve jeneratör vagonlardan oluşan tren, seferini 4 saat 56 dakikada tamamlayacak.

1/9/2007

TELEKOM NİÇİN BÖYLE DAVRANIYOR?

Teknik olarak gerekli olmamasına rağmen, kullanmadığı ev telefonuna abone olmak ve her ay 8 ila 12 YTL civarında sabit ücret ödemek zorunda kalan tüketici, TT'nin bu uygulamayı kaldırmasını istiyor.

Türk Telekom'un (TT) ADSL'e abone olmak için, ev ya da iş telefonu aboneliğini zorunlu tutması tartışma konusu oldu. Teknik olarak gerekli olmamasına rağmen, kullanmadığı ev telefonuna abone olmak ve her ay 8 ila 12 YTL civarında sabit ücret ödemek zorunda kalan tüketici, TT'nin bu uygulamayı kaldırmasını istiyor.

2003'te sadece 15 bin olan ADSL abonesi 2007 ortasında 4 milyona yaklaştı. TT, yıl sonunda 5 milyon kişiyi ADSL ile internete bağlamayı planlıyor. TT'nin uygulamasında kişi sadece ADSL hizmeti istese dahi evine zorunlu olarak ev telefonu da bağlanıyor ve aylık 8 ile 12 YTL arasında değişen vergi ve sabit ücreti ödemeye mecbur bırakılıyor.

Oysa TT'nin altyapısı telefon hizmeti istenmediği durumlarda sadece ADSL hizmeti sunabilecek durumda. ADSL için sabit telefon hattının gerekmediğini kabul eden TT yetkilileri ise sabit ücretlerin kurumun altyapısına yapılacak yatırımlar için gerekli olduğunu savunuyor.

Tüketici Yasası'na aykırı

Uygulamanın bir dayatma olduğunu belirten Tüketiciler Birliği Başkanı Bülent Deniz, "Tüketici Hakları Yasası'na göre bir malın satışı, başka bir malın satışına dayatılamaz. Uzmanlardan oluşan bir ekiple yaptığımız araştırmada ADSL için zorunlu sabit telefon hattına gerek olmadığını saptadık. Biz bu araştırmayı yaptığımız sırada Kocaeli'nde bir tüketicinin yaptığı itiraz da doğru bulundu. Ama TT bunu çeşitli bahanelerle uygulamayı erteliyor ve dayatmacı uygulamasını sürdürüyor" dedi.

Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) Genel Sekreteri Tanju Erkoç ise Avrupa'daki uygulamanın Türkiye'de de hayata geçmesi gerektiğini belirtti. Avrupa'da "çıplak ADSL" denilen bir sistem olduğunu ve bu sayede tüketicinin isterse sadece ADSL abonesi olabildiğini kaydeden Erkoç, "TT'nin de benzer bir uygulamaya geçmeli. TT zaten çok kâr eden bir kurum ve sabit ücret dayatmasına gerek yok. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan bir pazarda bu konular önem arz ediyor. Tüketici derneklerinin bu konunun üzerine gitmesini istiyoruz. Gerekirse biz de dava açabiliriz" diye konuştu.

ADSL abonesi

Yıl Hat
2002 2.299
2003 56.624
2004 452.398
2005 1.539.477
2006 3.250.000
2007* 5.000.000

*Türk Telekom'un hedefi

Kocaeli Hakem Heyeti Telekomu haksız buldu

Kocaeli’nde yaşayan Yunus Abdullahoğlu isimli tüketici, 2007 başında ADSL abonesi olduğunda beraberinde tahsis edilen telefon hattını kullanmadığından iptal ettirmek istedi. Ancak Türk Telekom (TT) talebi kabul etmedi. Bunun üzerine Kocaeli Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'ne başvuran Abdullahoğlu, 5 ay sonra buradan istediği sonucu aldı. Hakem heyeti; "Bilirkişinin teknik raporunda TT'nin altyapısının sabit telefon olmadan da ADSL kullanımına müsait olduğu görülmüştür. Bu yüzden 4077 sayılı kanunun 5. maddesi gereğince bir mal veya hizmetin satışı başka bir mal veya hizmetin satın almasına bağlanmayacağından tüketicinin telefon hattının iptali talebinin haklılığına, TT'nin hattı iptal etmesine karar vermiştir" şeklinde karar aldı. Abdullahoğlu, 4 Mayıs'ta TT'ye tekrar başvurdu. Ama Telekom, itiraz hakkı süresi bulunduğunu savunarak, bu kararı uygulamadı.

REFERANS

Kategorilerim

    Kategori yok

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı